Namaz onun g&ouml;z&uuml;n&uuml;n n&ucirc;ru, huzuru ve sıkıntı anlarındaki sığınağı idi.[1] Ras&ucirc;lullah &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;-sallallahu aleyhi ve sellem- namaza kalktığı zaman misvakı ağzında oynatırdı.[2] S&uuml;treye doğru namaza durur ve ona yaklaşırdı.[3] &Ouml;n&uuml;ne s&uuml;tre olarak mızrağı koyar ve ona doğru namaz kılardı.[4] Namaz kılan kişiye &ouml;n&uuml;nden kimsenin ge&ccedil;mesine izin vermemesini ve bunu engellemesini emrederdi.[5] Kıbleye y&ouml;nelir, sonra ellerini omuz hiz&acirc;sına kadar kaldırarak (Allahu Ekber) derdi.[6] Bu esnada parmakları a&ccedil;ık, kulaklarının yanında ve avu&ccedil; i&ccedil;i kıbleye y&ouml;neliktir.[7] Sonra sağ elinin avucunu, sol elinin &uuml;zerine gelecek ve g&ouml;ğs&uuml;n&uuml;n &uuml;st&uuml;ne koyardı.[8] Secde yerine bakar ve namazdan &ccedil;ıkıncaya kadar secde yerinden g&ouml;z&uuml;n&uuml; ayırmazdı.[9]
Sonra namaza şu du&acirc; ile başlardı:
(( اَللَّهُمَّ بَاعِدْ بَيْنِي وَبَيْنَ خَطَايَايَ كَمَا بَاعَدْتَ بَيْنَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ، اَللَّهُمَّ اغْسِلْنيِ مِنْ خَطَايَايَ بِالثَّلْجِ وَالْمَاءِ وَالْبَرَدِ، اَللَّهُمَّ نَقّنِي مِنْ خَطَايَايَ كَمَا يُنَقَّى الثَّوْبُ الأَبْيَضُ مِنَ الدَّنَسِ.))
"Allahım! Doğu ve batının arasını uzaklaştırdığın gibi, beni de g&uuml;nahlarımdan uzaklaştır. Allahım! Beyaz elbisenin kirden temizlendiği gibi,beni de g&uuml;nahlarımdan temizle. Allahım! Beni g&uuml;nahlarımdan kar, su ve dolu ile arındır (temizle)."[10] &nbsp;
Sonra isti&acirc;ze eder ve ş&ouml;yle derdi:
(( أَعُوذُ بِاللهِ السَّمِيعِ الْعَلِيمِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ مِنْ هَمْزِهِ وَ نَفْخِهِ وَ نَفْثِهِ.))
"Allah'ın rahmetinden kovulmuş şeytandan, onun vesvesesinden,k&uuml;fre g&ouml;t&uuml;ren kibrinden ve sihirinden, hakkıyla işiten ve bilen Allah&rsquo;a sığınırım."[11] 
Sonra besmeleyi sessiz olarak &ccedil;ekerdi.[12]
&nbsp;
F&acirc;tiha s&ucirc;resini okuduğu zaman, &acirc;yetlerin arasında durarak kesik kesik okurdu.
ﮋ ﭖ&nbsp; ﭗ&nbsp; ﭘ&nbsp; ﭙ&nbsp; ﭚ&nbsp;&nbsp; ﮊ
(Elhamdulillahi Rabbi'l-&Acirc;lem&icirc;n) &acirc;yetini okur, sonra durur. Sonra:
ﮋ ﭛ&nbsp; ﭜ&nbsp; ﭝ&nbsp; ﮊ
(er-Rahm&acirc;n'ir-Rah&icirc;m) &acirc;yetini okur, sonra durur. Sonra:
ﮋ ﭞ&nbsp; ﭟ&nbsp;&nbsp;&nbsp; ﭠ&nbsp; ﭡ&nbsp;&nbsp; ﮊ
&nbsp;(M&acirc;liki yevmi'dd&icirc;n) &acirc;yetini okur ve s&ucirc;renin sonuna kadar bu şekilde okurdu.
Kıraatının tamamında &acirc;yet sonlarında bu şekilde durur, bir sonraki &acirc;yetle bitiştirerek okumazdı.[13] Kıraatını uzatarak okurdu.[14] F&acirc;tiha s&ucirc;resini okuyup bitirdiği zaman sesli olarak ve sesini uzatıp "&acirc;m&icirc;n" derdi.[15] &Acirc;min demesi,meleklerin &acirc;m&icirc;n demesine denk gelen kimsenin ge&ccedil;miş (k&uuml;&ccedil;&uuml;k) g&uuml;nahlarının bağışlanacağını s&ouml;ylerdi.[16] Sabah namazının farzında, Fatiha&rsquo;dan sonra &ldquo;tıval-i mufassal&rdquo; denilen kısa &acirc;yetli uzun s&ucirc;releri (K&acirc;f s&ucirc;resinden Mursel&acirc;t s&ucirc;resine kadar olan s&ucirc;relerden) okurdu.[17] Sabah namazının farzında altmış ile y&uuml;z &acirc;yet arasında okurdu.[18] Bazen de uzun &acirc;yetli s&ucirc;relerden okurdu.[19] Cuma g&uuml;n&uuml; sabah namazının farzının birinci rek&acirc;tında &ldquo;Secde&rdquo; s&ucirc;resini, ikinci rek&acirc;tında ise, &ldquo;İnsan&rdquo; s&ucirc;resini okurdu.[20] &Ouml;ğle namazının farzının ilk iki rek&acirc;tının her birinde otuz &acirc;yet, son iki rek&acirc;tının her birinde on beş &acirc;yet veya bunun yarısı;ikindi namazının farzının ilk iki rek&acirc;tının her birinde on beş &acirc;yet, son iki rek&acirc;tının her birinde bunun yarısı kadar okurdu.[21] &Ouml;ğle ve ikindi namazının farzının son iki rek&acirc;tında bazen sadece f&acirc;tihayı okurdu.[22] Bazen okuduğu &acirc;yetleri onlara işittirirdi (sah&acirc;benin işiteceği şekilde okurdu).[23] Akşam namazının farzında bazen &ldquo;kısar-ı mufassal&rdquo; denilen kısa &acirc;yetli kısa s&ucirc;releri[24] (Duh&acirc; s&ucirc;resinden N&acirc;s s&ucirc;resine kadar olan s&ucirc;relerden), bazen de Tur ve A'r&acirc;f gibi uzun s&ucirc;releri okurdu.[25] Yatsı namazının farzında ise, &ldquo;Ev&acirc;sit-ı Mufassal&rdquo; denilen kısa &acirc;yetli orta s&ucirc;releri okurdu.[26]
Kıraatı bitirdiği zaman ellerini kaldırır, tekbir alır ve r&uuml;k&ucirc;a varırdı.[27] R&uuml;k&ucirc;da iken ellerini dizlerine koyar,[28] sanki onları tutuyormuş gibi kavrar,[29] parmaklarının arasını a&ccedil;ar,[30] dirseklerini yanlarından uzaklaştırır,[31] sırtını yayar ve d&uuml;zleştirir,[32] başını kaldırmaz, indirmez, bu ikisinin arası bir durumda tutardı.[33]
R&uuml;k&ucirc;da iken &uuml;&ccedil; defa ş&ouml;yle derdi:
(( سُبْحَانَ رَبِّيَ الْعَظِيمِ.))
"B&uuml;y&uuml;k Rabbimi b&uuml;t&uuml;n noksanlıklardan tenzih ederim."[34] 
Bazen bunu daha fazla tekrarlar, bazen şunları il&acirc;ve ederdi:
(( سُبُّوحٌ، قُدُّوسٌ، رَبُّ الْمَلاَئِكَةِ وَالرُّوحِ.))
"R&uuml;k&ucirc; ve secdem her t&uuml;rl&uuml; noksanlıklardan, ortak edinmekten, ul&ucirc;hiyete ve yaratana l&acirc;yık olmayan şeylerden uzak ve temiz olan, meleklerin ve R&ucirc;h'un Rabbi (Allah) i&ccedil;indir."[35]
(( سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ رَبَّنَا وَبِحَمْدِكَ اللَّهُمَّ اغْفِرْ ليِ.))
"Rabbimiz olan Allahım! Sana hamd ederek, seni b&uuml;t&uuml;n noksanlıklardan tenzih ederim.Allahım! Beni bağışla."[36] 
Bu du&acirc;yı r&uuml;k&ucirc; ve secdesinde &ccedil;ok&ccedil;a tekrarlardı.
Nitekim Ras&ucirc;lullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ş&ouml;yle buyurmuştur:
"Dikkat edin! Ben, secde veya r&uuml;k&ucirc;da Kur'an okumaktan men edildim. R&uuml;k&ucirc;da iken Rabbi y&uuml;celtin, secdede ise &ccedil;ok&ccedil;a du&acirc; etmeye &ccedil;alışın. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; r&uuml;k&ucirc;da yapılan du&acirc;, sizin i&ccedil;in kabul edilmeye daha layıktır."[37] 
Sonra:
(( سَمِعَ اللهُ لِمَنْ حَمِدَهُ.))
"Allah, kendisine hamd edenin hamdini kabul etti."
Diyerek belini r&uuml;k&ucirc;dan doğrulturdu.Doğrulurken ellerini kaldırır ve ayakta iken:
(( رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ.))
"Rabbimiz! Hamd, yalnızca sanadır." derdi.[38]
Bu du&acirc;yı bazen vav&rsquo;sız s&ouml;yler, bazen başında &ldquo;Allahumme&rdquo; ile birlikte, bazen de bu lafız olmadan s&ouml;ylerdi.[39]
Nitekim Ras&ucirc;lullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ş&ouml;yle buyurmuştur:
"İmam 'semiallahu limen hamideh' dediğinde 'Allahumme Rabben&acirc; lekel- hamd' diyen kimsenin s&ouml;z&uuml; meleklerin s&ouml;z&uuml;ne denk gelirse,ge&ccedil;miş (k&uuml;&ccedil;&uuml;k) g&uuml;nahları bağışlanır."[40]
Ras&ucirc;lullah -sallallahu aleyhi ve sellem- daha sonra:
(( حَمْداً كَثِيراً طَيِّباً مُبَارَكاً فِيهِ.))
"Riy&acirc;dan uzak ve bereketi kesilmeyen &ccedil;ok&ccedil;a hamd.." diyenin bu il&acirc;vesini tasdik etmiş ve ş&ouml;yle demişti :
"Otuz k&uuml;sur melek g&ouml;rd&uuml;m ve bu s&ouml;z&uuml; ilk &ouml;nce hangimiz yazarız diye yarışıyorlardı."[41] 
Bazen de şu il&acirc;veyi yapardı:
((مِلْءَ السَّمَاوَاتِ وَمِلْءَ الأَرْضِ وَمِلْءَ مَا شِئْتَ مِنْ شَيْءٍ بَعْدُ.))
"G&ouml;kler dolusu, yer dolusu ve bundan sonra dilediğin şeyler dolusunca hamd sanadır."[42]
Sonra tekbir alır ve secdeye varırdı.[43] Secdede burnunu ve alnını yere yerleştirir,[44] avu&ccedil;larına dayanır, onları yere yayar,[45] parmaklarını kapatır, onları kıbleye y&ouml;neltir,[46] omuzları hiz&acirc;sında,[47] bazen kulakları hiz&acirc;sında bulundururdu.[48] Dizlerini ve ayak parmaklarının u&ccedil;larını yere yerleştirir[49] ve ayak parmaklarını kıbleye y&ouml;neltirdi.[50] Baldırları ile bacaklarının ve karnının arasını a&ccedil;ardı ve koltuk altlarının beyazı arkasından g&ouml;r&uuml;n&uuml;nceye kadar kollarını yanlarından uzaklaştırırdı.[51]
Secdesinde &uuml;&ccedil; defa ş&ouml;yle derdi:
(( سُبْحَانَ رَبِّيَ الأَعْلَى.))
"Y&uuml;ce olan Rabbimi b&uuml;t&uuml;n noksanlıklardan tenzih ederim."[52] 
&nbsp;Bazen bunu daha fazla tekrar eder ve r&uuml;k&ucirc;da zikrettiğimiz du&acirc;ları da s&ouml;yler ve ş&ouml;yle du&acirc; ederdi:
(( اَللَّهُمَّ اغْفِرْ ليِ ذَنْبِي كُلَّهُ، دِقَّهُ وَجِلَّهُ، وَأَوَّلَهُ وَآخِرَهُ، وَعَلانِيَتَهُ وَسِرَّهُ.))
"Allahım! G&uuml;nahlarımın hepsini; k&uuml;&ccedil;&uuml;ğ&uuml;n&uuml; ve b&uuml;y&uuml;ğ&uuml;n&uuml;, ilkini ve sonunu, gizlisini ve &acirc;şikarını bağışla."[53]
Ayrıca ş&ouml;yle du&acirc; ederdi:
(( اَللَّهُـمَّ لَكَ سَجَدْتُ وَ بِكَ آمَنْتُ، وَ لَكَ أَسْلَمْتُ، سَجَدَ&nbsp; وَجْهِيَ لِلَّذِي خَلَقَهُ، وَ صَوَّرَهُ، وَشَقَّ سَمْعَهُ وَبَصَرَهُ، تَبَارَكَ اللهُ أَحْسَنُ الْخَالِقِيَن.))
"Allahım! Sana secde ettim, sana &icirc;m&acirc;n ettim ve sana teslim oldum. Y&uuml;z&uuml;m; kendisini yaratan ve ona şekil veren,onda g&ouml;z ve kulak a&ccedil;an (Allah)a secde etti. Takdir eden ve şekil verenlerin en g&uuml;zeli olan Allah'ın bereketi pek &ccedil;oktur."[54]
(( اَللَّهُمَّ إِنيِّ أَعُوذُ بِرِضَاكَ مِنْ سَخَطِكَ، وَ بِمُعَافَاتِكَ مِنْ عُقُوبَتِكَ وَ أَعُوذُ بِكَ مِنْكَ لاَ أُحْصِي ثَنَاءً عَلَيْكَ أَنْتَ كَمَا أَثْنَيْتَ عَلَى نَفْسِكَ.))
"Allahım! Gazabından rızana, cezalandırmandan affına; senden yine sana sığınırım. Sana olan &ouml;vg&uuml;leri sayamam. Sen, kendini &ouml;vd&uuml;ğ&uuml;n gibisin." [55]
O ş&ouml;yle buyururdu:
"Kulun Rabbinin rız&acirc;sına ve ihsanına en yakın olduğu an, secde halidir. O halde secdede &ccedil;ok&ccedil;a du&acirc; edin."[56] 
Sonra tekbir getirerek başını secdeden kaldırır,[57] oturup doğrulur,sol ayağını yere yayar ve &uuml;zerine oturur, sağ ayağını parmakları kıbleye gelecek şekilde diker,[58] avu&ccedil;larını baldırlarının veya dizlerinin &uuml;zerine koyardı.[59]
&nbsp;
İki secde arasında şu du&acirc;yı okurdu:
((اَللَّهُمَّ اغْفِرْ ليِ، وَ ارْحَمْنِي،وَ اهْدِنِي، وَاجْبُرْنِي،وَ عَافِنيِ وَ ارْزُقْنيِ،وَ ارْفَعْنيِ.))
"Allahım! Beni bağışla, bana merhamet et, beni doğru yola ilet, beni islah eyle, bana &acirc;fiyet ver, bana rızık ver ve beni y&uuml;celt."[60]
Bazen de ş&ouml;yle derdi:
(( رَبِّ اغْفِرْ ليِ، رَبِّ اغْفِرْ ليِ.))
"Rabbim! Beni bağışla. Rabbim! Beni bağışla." [61]
İki secde arasında yaklaşık bir secde s&uuml;resi kadar otururdu.[62] Sonra tekrar secdeye varır ve birinci secdede yaptığının aynısını yapar,sonra elleriyle yere dayanarak ikinci rek&acirc;ta kalkardı.
Teşehh&uuml;tteki oturuşuna gelince sağ elini, sağ baldırının veya sağ dizinin &uuml;zerine koyar, başparmağından sonraki iş&acirc;ret parmağı ile kıbleye doğru iş&acirc;ret eder,[63] hareket ettirerek onunla du&acirc; eder,[64] bakışını ona diker,[65] sağ elinin diğer b&uuml;t&uuml;n parmaklarını kapatır[66] veya başparmağı ile orta parmağını halka yapar[67] ve sol elini sol baldırının veya sol dizinin &uuml;zerine parmaklarını yayarak koyardı.[68] Teşehh&uuml;dde (yapılan du&acirc;lardan birisinde) ş&ouml;yle du&acirc; ederdi:
(( اَلتَّحِيَّاتُ لِلهِ، وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّـبَاتُ، اَلسَّلاَمُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ، السَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلَى عِبَادِ اللهِ الصَّالِحِينَ. أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّداً عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ.))
"B&uuml;t&uuml;n m&uuml;lkler, ib&acirc;detler ve g&uuml;zel s&ouml;zler, ancak Allah i&ccedil;indir.Ey peygamber! Allah&rsquo;ın sel&acirc;mı, rahmeti ve bereketi senin &uuml;zerine olsun.Sel&acirc;m, bizim ve Allah&rsquo;ın iyi kullarının &uuml;zerine olsun.Allah&rsquo;tan başka hakkıyla ib&acirc;dete l&acirc;yık hi&ccedil;bir ilah olmadığına şeh&acirc;det ederim. Ve yine Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in O&rsquo;nun kulu ve el&ccedil;isi olduğuna şeh&acirc;det ederim."[69]
Sonra bir&ccedil;ok şekilde riv&acirc;yet olunan du&acirc;lardan birisiyle kendisine ş&ouml;yle sal&acirc;vat getirirdi:
(( اَللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مُحَمَّدٍ كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ، اَللَّهُمَّ بَارِكْ عَلَى مَحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ مَحَمَّدٍ كَمَا بَارَكْتَ عَلَى إِبْرَاهِيمَ وَعَلَى آلِ إِبْرَاهِيمَ إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ.))
"Allahım!İbrahim&rsquo;i ve İbrahim&rsquo;in &acirc;ilesini meleklerinin yanında methettiğin&nbsp; gibi, Muhammed&rsquo;i ve Muhammed&rsquo;in &acirc;ilesini de meleklerinin yanında methet. Ş&uuml;phesiz ki sen; &ccedil;ok &ouml;v&uuml;lensin, şeref sahibisin. Allahım! İbrahim&rsquo;i ve İbrahim&rsquo;in &acirc;ilesini m&uuml;b&acirc;rek kıldığın gibi, Muhammed&rsquo;i ve Muhammed&rsquo;in &acirc;ilesini de m&uuml;barek kıl. Ş&uuml;phesiz ki sen; &ccedil;ok &ouml;v&uuml;lensin, şeref sahibisin."[70]
Ras&ucirc;lullah -sallallahu aleyhi ve sellem- &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; rek&acirc;ta kalktığı zaman tekbir alır ve ellerini kaldırırdı.[71] Son teşehh&uuml;d i&ccedil;in oturduğu zaman birinci teşehh&uuml;dde yaptığının aynısını yapardı ancak bu teşehh&uuml;de teverr&uuml;k ederek otururdu. Yani sağ ayağını diker[72] ve sol ayağını sağ baldırının ve bacağının altına yerleştirirdi.[73]
O ş&ouml;yle derdi:
"Biriniz teşehh&uuml;d&uuml; bitirince, d&ouml;rt şeyin şerrinden Allah&rsquo;a sığınsın ve ş&ouml;yle desin:&nbsp; 
(( اَللَّهُـمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عَذَابِ جَهَنَّمَ وَمِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ وَمِنْ فِتْنَةِ الْمَحْيَا وَالْمَمَاتِ وَمِنْ شَرِّ فِتْنَةِ الْمَسِيحِ الدَّجَّالِ.))
"Allahım! Cehennem ve kabir azabından, hayat ve &ouml;l&uuml;m fitnesinden ve Mesih Deccal fitnesinin şerrinden sana sığınırım."[74] 
Sonra istediği şekilde du&acirc; etsin.[75]
Ebu Bekir&rsquo;e -Allah ondan r&acirc;zı olsun- şu du&acirc;yı &ouml;ğretmişti:
(( اَللَّهُمَّ إِنِّي ظَلَمْتُ نَفْسِي ظُلْماً كَثِيراً، وَلاَ يَغْفِرُ الذُّنوُبَ إِلاَّ أَنْتَ، فَاغْفِرْ ليِ مَغْفِرَةً مِنْ عِنْدِكَ وَ ارْحَمْنِي إِنَّكَ أَنْتَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ.))
"Allahım! Ben nefsime &ccedil;ok zulmettim.G&uuml;nahları ancak sen bağışlarsın. Katından bir mağfiretle beni bağışla ve bana merhamet eyle. Ş&uuml;phesiz ki sen, &ccedil;ok bağışlayan ve &ccedil;ok merhamet edensin."[76]
Muaz b. Cebel'e -Allah ondan r&acirc;zı olsun- her farz namazın arkasından ş&ouml;yle du&acirc; etmesini tavsiye etti:
(( اَللَّهُـمَّ أَعِنِّي عَلَى ذِكْرِكَ، وَشُكْرِكَ وَحُسْنِ عِبَادَتِكَ.))
"Allahım! Seni zikretmek, sana ş&uuml;kretmek ve sana g&uuml;zelce ib&acirc;det etmekte bana yardım et."[77]
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-&rsquo;in sel&acirc;m vermeden &ouml;nceki son du&acirc;sı şu idi:
(( اَللَّهُمَّ اغْفِرْ ليِ مَا قَدَّمْتُ، وَ مَا أَخَّرْتُ، وَ مَا أَسْرَرْتُ، وَ مَا أَعْلَنْتُ، وَ مَا أَسْرَفْتُ، وَ مَا أَنْتَ أَعْلَمُ بِهِ مِنِّي، أَنْتَ الْمُقَدِّمُ، وَ أَنْتَ الْمُؤَخِّرُ لاَ إِلَهَ إِلاَ أَنْتَ.))
"Allahım! İşlediğim g&uuml;nahları, yapmam gerekip de yapmadığım ib&acirc;detleri, gizli ve aşik&acirc;r işlediğim, haddi aştığım ve benden daha iyi bildiğin b&uuml;t&uuml;n g&uuml;nahları bağışla. Dilediğini kendine itaatte &ouml;ne alansın, dilediğini de bundan geciktirensin. Senden başka hakkıyla ib&acirc;dete l&acirc;yık hi&ccedil;bir ilah yoktur."[78]
Sonra:
"Esselamu aleykum ve rahmetullah" diyerek &ouml;nce sağına,sonra soluna sel&acirc;m verirdi. Bu esnada sağ ve sol yanaklarının beyazlığı g&ouml;r&uuml;n&uuml;nceye kadar başını sağa ve sola &ccedil;evirirdi.[79]
Ras&ucirc;lullah -sallallahu aleyhi ve sellem- namazını sel&acirc;m verip bitirdiği zaman &uuml;&ccedil; defa: "Estağfirullah" der, sonra:
((اَللَّهُمَّ أَنْتَ السَّـلاَمُ وَمِنْكَ السَّـلاَمُ تَبَارَكْتَ يَا ذَا الْجَـلاَلِ وَالإِكْرَامِ.))
"Allahım! Sen Sel&acirc;m&rsquo;sın (her t&uuml;rl&uuml; ayıp ve noksanlıklardan uzaksın), sel&acirc;met sendendir (sel&acirc;meti veren de, vermeyen de sensin).Ey azamet ve ikram sahibi! Senin bereketin pek &ccedil;oktur."[80]
&nbsp;
&nbsp;
Sonra ş&ouml;yle du&acirc; ederdi:
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ،&nbsp; وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ، اَللَّهُمَّ لاَ مَانِعَ لِمَا أَعْطَيْتَ، وَلاَمُعْطِيَ لِمَـا مَنَعْتَ، وَلاَيَنْفَعُ ذَا الْجَدِّ مِنْكَ الْجَدُّ.))
"Allah&rsquo;tan başka hakkıyla ib&acirc;dete l&acirc;yık hi&ccedil;bir ilah yoktur.O, birdir ve hi&ccedil;bir ortağı yoktur. M&uuml;lk O&rsquo;nundur, hamd da O&rsquo;nadır.O, her şeye g&uuml;c&uuml; yetendir. Allahım! Senin verdiğine m&acirc;ni olacak, senin m&acirc;ni olduğuna da verecek hi&ccedil; kimse yoktur. Makam sahibinin sahip olduğu şeyler, senin yanında kendisine hi&ccedil;bir fayda vermez."[81] 
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ، وَلَهُ الْحَـمْدُ وَ هُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ. لاَحَوْلَ وَ لاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللهِ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ، وَلاَ نَعْبُدُ إِلاَّ إِيَّاهُ، &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;لَهُ النِّعْمَةُ، وَ لَهُ الْفَضْلُ وَ لَهُ الثَّنَاءُ الْحَسَنُ، لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ مُخْلِصِينَ لَهُ الدِّينَ وَ لَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ.))
"Allah&rsquo;tan başka hakkıyla ib&acirc;dete l&acirc;yık hi&ccedil;bir ilah yoktur. O, birdir ve hi&ccedil;bir ortağı yoktur. M&uuml;lk O&rsquo;nundur, hamd da O&rsquo;nadır. O, herşeye g&uuml;c&uuml; yetendir. G&uuml;&ccedil; ve kuvvet ancak Allah&rsquo;tandır. Allah&rsquo;tan başka hakkıyla ib&acirc;dete l&acirc;yık hi&ccedil;bir ilah yoktur. O'ndan başkasına asla ib&acirc;det etmeyiz. Nimet ve fazilet O&rsquo;nundur. B&uuml;t&uuml;n g&uuml;zel &ouml;vg&uuml;ler O&rsquo;nadır. Allah&rsquo;tan başka hakkıyla ib&acirc;dete l&acirc;yık hi&ccedil;bir ilah yoktur. K&acirc;firler hoşlanmasa da d&icirc;ni (ib&acirc;deti), yalnızca O&rsquo;na has kılarız."[82]
(( رَبِّ قِنِي عَذَابَكَ يَوْمَ تَبْعَثُ عِبَادَكَ.))
"Rabbim! Kullarını yeniden dirilteceğin g&uuml;nde beni cehennem azabından koru."[83]
O, &uuml;mmetine her farz namazdan sonra otuz &uuml;&ccedil; defa &ldquo;S&uuml;bhanallah&rdquo;, otuz &uuml;&ccedil; defa &ldquo;Elhamd&uuml;lillah&rdquo;, otuz &uuml;&ccedil; defa &ldquo;Allahu Ekber&rdquo; demelerini, bunu:
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ، وَ لَهُ الْحَمْدُ، وَ هُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ.))
"L&acirc; il&acirc;he illallahu vahdeh&ucirc; l&acirc; şer&icirc;ke leh, lehul-m&uuml;lk&uuml; ve lehul-hamdu ve huve al&acirc; kulli şey&rsquo;in kad&icirc;r /Allah&rsquo;tan başka hakkıyla ib&acirc;dete l&acirc;yık hi&ccedil;bir ilah yoktur. O, birdir ve ortağı yoktur. M&uuml;lk O&rsquo;nundur, hamd da O&rsquo;nadır. Onun her şeye g&uuml;c&uuml; yeter."[84]
Diyerek y&uuml;ze tamamlamalarını tavsiye etmiş ve bunu s&ouml;yleyenin deniz k&ouml;p&uuml;kleri kadar da olsa g&uuml;nahlarının bağışlanacağını haber vermiştir.[85] Zikrederken sesini y&uuml;kseltir[86], tesbihleri eli ile sayardı.[87] Her farz namazın arkasından &ldquo;&Acirc;yetel-K&uuml;rsi&rdquo;yi okuyanı, &ouml;l&uuml;mden başka hi&ccedil;bir şeyin cennete girmesine engel olamayacağını haber vermiştir.[88] Her farz namazın arkasından İhl&acirc;s, Fel&acirc;k ve N&acirc;s s&ucirc;relerini okumayı emretmiştir.[89]
Sabah namazının farzını kıldığında sel&acirc;m verince ş&ouml;yle derdi:
(( اَللَّهُـمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ عِلْماً نَاِفعاً، وَرِزْقاً طَيِّباً، وَعَمَلاً مُتَقَبَّلاً.))
"Allahım! Senden, faydalı bir ilim, temiz bir rızık ve kabul olunan bir amel dilerim."[90]
O ş&ouml;yle s&ouml;yledi:
"Her kim, akşam ve sabah namazının farzından sonra (namaz kıldığı yerden) ayrılmadan &ouml;nce diz &ccedil;&ouml;kerek on defa:
(( لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَحْدَهُ لاَشَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ، وَ لَهُ الْحَمْدُ، يُحْيِي وَ يُمِيتُ وَ هُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ.))
"L&acirc; il&acirc;he illallahu vahdeh&ucirc; l&acirc; şer&icirc;ke leh, lehul-m&uuml;lk&uuml; ve lehul-hamdu, yuhy&icirc; ve yum&icirc;tu ve huve al&acirc; kulli şey&rsquo;in kad&icirc;r/ Allah&rsquo;tan başka hakkıyla ib&acirc;dete l&acirc;yık hi&ccedil;bir ilah yoktur. O, birdir ve ortağı yoktur. M&uuml;lk O&rsquo;nundur, hamd da O&rsquo;nadır. O, yaşatır ve O, &ouml;ld&uuml;r&uuml;r. Onun, her şeye g&uuml;c&uuml; yeter."
Derse, Allah Te&acirc;l&acirc; her biri i&ccedil;in ona on sevap yazar,on g&uuml;nahını siler, onu on derece y&uuml;kseltir, bunlar hoşuna gitmeyen şeylere ve Allah'ın rahmetinden kovulmuş şeytana karşı kendisi i&ccedil;in bir sığınak olur ve şirkten başka hi&ccedil;bir g&uuml;nah ona zarar veremez.Onun s&ouml;ylediğinden daha fazla s&ouml;yleyen kimse hari&ccedil; insanların amelce en faziletlisi olur."[91] 
Ras&ucirc;lullah -sallallahu aleyhi ve sellem- beş vakit namazı devamlı kılardı. Allah Te&acirc;l&acirc;'nın bu namazları kullarına gece ve g&uuml;nd&uuml;z olmak &uuml;zere farz kıldığını haber vermişti.[92] Allah Te&acirc;l&acirc;&rsquo;nın beş vakit namaz ile kullarının g&uuml;nahlarını sildiğini,[93] g&uuml;zelce abdest alıp huşu i&ccedil;inde ve g&uuml;zelce r&uuml;k&ucirc; ederek bu namazları ed&acirc; edenin b&uuml;y&uuml;k g&uuml;nah işlemedik&ccedil;e bunların kendisinden &ouml;nceki g&uuml;nahlara keff&acirc;ret olacağını[94] ve beş vakit namazı terk edenin k&acirc;fir olacağını haber vermişti.[95]
Ras&ucirc;lullah -sallallahu aleyhi ve sellem- namazları mescitte cemaatle kılmaya teşvik ederek ş&ouml;yle buyurdu:
"Bir kimsenin cemaatle kıldığı namazının sevabı, evinde ve &ccedil;arşısında (işyerinde) tek başına kıldığı namazının sevabından yirmi beş derece daha faziletlidir. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; o, g&uuml;zelce abdest alıp sadece mescitte namaz kılmak i&ccedil;in &ccedil;ıkarsa, attığı her adıma karşılık bir derecesi y&uuml;kseltilir, bir g&uuml;nahı da silinir. Namaz kılarken namazg&acirc;hında bulunduğu m&uuml;ddet&ccedil;e melekler devamlı olarak onun i&ccedil;in ş&ouml;yle istiğfar ederler: Allahım! Onu bağışla.Allahım! Ona merhamet eyle! Namazı beklediği s&uuml;rece namazdaymış gibi olur."[96] 
Mescitte cemaate gelmeyenlerin evlerini yakmayı bile d&uuml;ş&uuml;nm&uuml;ş[97] ve ş&ouml;yle buyurmuştu:
"Kim, yatsı namazını cemaatle kılarsa, sanki gecenin yarısını ib&acirc;detle ge&ccedil;irmiş gibi olur. Kim sabah namazını da cemaatle kılarsa, sanki gecenin tamamını ib&acirc;detle ge&ccedil;irmiş gibi olur."[98]
&nbsp;İkindi ve sabah namazlarını cemaatle kılan kimsenin cennete gireceğini haber vermişti.[99]
Ras&ucirc;lullah -sallallahu aleyhi ve sellem- rev&acirc;tip (m&uuml;ekked) s&uuml;nnetlere de devam ederdi.
Nitekim Abdullah b. &Ouml;mer -Allah ondan ve babasından r&acirc;zı olsun- ş&ouml;yle demiştir:
"Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-&rsquo;den on rek&acirc;t namaz &ouml;ğrendim: İki rek&acirc;t &ouml;ğleden &ouml;nce, iki rek&acirc;t &ouml;ğleden sonra, iki rek&acirc;t akşamdan sonra evinde, iki rek&acirc;t yatsıdan sonra evinde ve iki rek&acirc;t sabah namazından &ouml;nce."[100] 
Bazen &ouml;ğleden &ouml;nce evinde d&ouml;rt rek&acirc;t kılardı.[101] Akşam namazının s&uuml;nnetinde K&acirc;fir&ucirc;n ve İhl&acirc;s s&ucirc;relerini okurdu.[102] Sabah namazının s&uuml;nnetinde bazen bu iki s&ucirc;reyi, bazen de birinci rek&acirc;tta Bakara s&ucirc;resinin 136. &acirc;yeti olan şu &acirc;yeti okurdu:
ﮋ ﭣ&nbsp; ﭤ&nbsp; ﭥ&nbsp; ﭦ&nbsp;&nbsp; ﭧ&nbsp; ﭨ&nbsp; ﭩ&nbsp; ﭪ&nbsp; ﭫ&nbsp; ﭬ&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; ﭭ&nbsp; ﭮ&nbsp; ﭯ&nbsp;&nbsp; ﭰ&nbsp; ﭱ&nbsp; ﭲ&nbsp; ﭳ&nbsp; ﭴ&nbsp; ﭵ&nbsp; ﭶ&nbsp; ﭷ&nbsp;&nbsp; ﭸ&nbsp; ﭹ&nbsp; ﭺ&nbsp; ﭻ&nbsp; ﭼ&nbsp; ﭽ&nbsp; ﭾ&nbsp; ﭿ&nbsp; ﮀ&nbsp; ﮁ&nbsp; ﮂ&nbsp;&nbsp; ﮊ [ سورة البقرة الآية :136 ] 
"Biz, Allah&rsquo;a ve bize indirilene; İbrahim, İsmail, İshak, Yakup ve torunlarına indirilene, Musa ve İsa&rsquo;ya verilenlerle Rableri tarafından diğer peygamberlere verilenlere, onlardan hi&ccedil;birisi arasında fark g&ouml;zetmek-sizin inandık ve biz, sadece Allah&rsquo;a teslim olduk."[103]
İkinci rek&acirc;tta ise ile &Acirc;l-i İmr&acirc;n s&ucirc;resinin 64. &acirc;yeti olan şu &acirc;yeti okurdu.[104]
ﮋ ﭪ&nbsp; ﭫ&nbsp; ﭬ&nbsp; ﭭ&nbsp; ﭮ&nbsp;&nbsp;&nbsp; ﭯ&nbsp; ﭰ&nbsp; ﭱ&nbsp; ﭲ&nbsp;&nbsp; ﭳ &nbsp;ﭴ&nbsp; ﭵ&nbsp; ﭶ&nbsp; ﭷ&nbsp; ﭸ&nbsp; ﭹ&nbsp; ﭺ&nbsp; ﭻ&nbsp; ﭼ&nbsp; ﭽ&nbsp;&nbsp;&nbsp; ﭾ&nbsp; ﭿ&nbsp; ﮀ&nbsp; ﮁ&nbsp; ﮂﮃ&nbsp; ﮄ&nbsp; ﮅ&nbsp; ﮆ&nbsp; ﮇ&nbsp; ﮈ&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; ﮉ&nbsp; ﮊ&nbsp; ﮊ [ سورة آل عمران الآية :64 ] 
"(Ey Peygamber!) De ki: Ey Ehli kitap! Sizinle bizim aramızda m&uuml;şterek olan bir s&ouml;ze gelin: Allah&rsquo;tan başkasına ib&acirc;det etmeyelim; O&rsquo;na hi&ccedil;bir şeyi ortak koşmayalım ve Allah&rsquo;ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilahlaştırmayalım. (Ey m&uuml;'minler!) Eğer onlar (bu g&uuml;zel d&acirc;vetten) y&uuml;z &ccedil;evirirlerse, işte o zaman: Ş&acirc;hit olun ki biz m&uuml;sl&uuml;manlarız! deyin."[105]
Ras&ucirc;lullah -sallallahu aleyhi ve sellem- kuşluk namazını kılardı.[106] Bu namazı Ebu H&uuml;reyre&rsquo;ye -Allah ondan r&acirc;zı olsun- tavsiye etmiş[107] ve bunun v&uuml;cuttaki mafsalların (360 eklemin) bir g&uuml;nl&uuml;k sadakası yerine ge&ccedil;eceğini[108] yani 360 sadakaya denk olacağını s&ouml;ylemişti.O, ikindi namazından &ouml;nce de d&ouml;rt rek&acirc;t namaz kılar ve bu namazın her iki rek&acirc;tının sonunda sel&acirc;m verirdi (d&ouml;rt rek&acirc;tı, iki sel&acirc;mda kılardı).[109]
Ras&ucirc;lullah -sallallahu aleyhi ve sellem- ş&ouml;yle buyurmuştu:
﻿
"İkindi namazının farzından &ouml;nce d&ouml;rt rek&acirc;t (n&acirc;file) namaz kılana Allah merhamet etsin."[1]
 


[1] Elb&acirc;n&icirc;: Sah&icirc;h-i Eb&icirc; Davud


 
 


[1] Buh&acirc;r&icirc;


[2] Buh&acirc;r&icirc;


[3] M&uuml;slim


[4] M&uuml;slim


[5] M&uuml;slim


[6] M&uuml;slim


[7] Buh&acirc;r&icirc;


[8] Sah&icirc;h-i Eb&icirc; D&acirc;vud


[9] Beyhak&icirc; ve H&acirc;kim riv&acirc;yet etmişler, Elb&acirc;n&icirc; de 'hadis, sahihtir' demiştir.


[10] Buh&acirc;r&icirc;


[11] Elb&acirc;n&icirc;: Sah&icirc;h-i Eb&icirc; D&acirc;vud


[12] Buh&acirc;r&icirc;


[13] Elb&acirc;n&icirc;: Sah&icirc;h-i Eb&icirc; D&acirc;vud


[14] Buh&acirc;r&icirc;


[15] Buh&acirc;r&icirc;


[16] Buh&acirc;r&icirc;


[17] Elb&acirc;n&icirc;: Sah&icirc;h-i Nes&acirc;&icirc;


[18] Buh&acirc;r&icirc;.


[19] M&uuml;slim


[20] Buh&acirc;r&icirc;


[21] M&uuml;slim


[22] Buh&acirc;r&icirc;


[23] Buh&acirc;r&icirc;


[24] Elb&acirc;n&icirc;: Sah&icirc;h-i Nes&acirc;&icirc;


[25] Buh&acirc;r&icirc;


[26] Elb&acirc;n&icirc;: Sah&icirc;h-i Nes&acirc;&icirc;


[27] Buh&acirc;r&icirc;


[28] Buh&acirc;r&icirc;


[29] Elb&acirc;n&icirc;: Sah&icirc;h-i Eb&icirc; D&acirc;vud


[30] Elb&acirc;n&icirc;: Sah&icirc;h-i Eb&icirc; D&acirc;vud


[31] Elb&acirc;n&icirc;: Sah&icirc;h-i Eb&icirc; D&acirc;vud


[32] Buh&acirc;r&icirc;


[33] M&uuml;slim


[34] Elb&acirc;n&icirc;: Sah&icirc;h-i İbn-i M&acirc;ce


[35] M&uuml;slim


[36] Buh&acirc;r&icirc;


[37] M&uuml;slim


[38] Buh&acirc;r&icirc;


[39] Buh&acirc;r&icirc;


[40] Buh&acirc;r&icirc;


[41] Buh&acirc;r&icirc;


[42] M&uuml;slim


[43] Buh&acirc;r&icirc;


[44] Elb&acirc;n&icirc;: Sah&icirc;h-i Eb&icirc; D&acirc;vud


[45] Elb&acirc;n&icirc;: Sah&icirc;h-i Eb&icirc; D&acirc;vud


[46] Elb&acirc;n&icirc;: Sah&icirc;h-i Eb&icirc; D&acirc;vud


[47] Elb&acirc;n&icirc;: Sah&icirc;h-i Eb&icirc; D&acirc;vud


[48] Elb&acirc;n&icirc;: Sah&icirc;h-i Nes&acirc;&icirc;


[49] Beyhak&icirc; riv&acirc;yet etmiş, Elb&acirc;n&icirc; de 'hadis, sahihtir' demiştir


[50] Buh&acirc;r&icirc;


[51] Buh&acirc;r&icirc; ve M&uuml;slim


[52] Elb&acirc;n&icirc;: Sah&icirc;h-i İbn-i M&acirc;ce


[53] M&uuml;slim


[54] M&uuml;slim


[55] M&uuml;slim


[56] M&uuml;slim


[57] Buh&acirc;r&icirc;


[58] Elb&acirc;n&icirc;: Sah&icirc;h-i Nes&acirc;&icirc;


[59] M&uuml;slim


[60] Elb&acirc;n&icirc;: Sah&icirc;h-i Eb&icirc; D&acirc;vud ve Tirmizi.


[61] Elb&acirc;n&icirc;: Sah&icirc;h-i İbn-i M&acirc;ce


[62] Buh&acirc;r&icirc; ve M&uuml;slim


[63] M&uuml;slim


[64] Elb&acirc;n&icirc;: Sah&icirc;h-i Nes&acirc;&icirc;


[65] M&uuml;slim


[66] M&uuml;slim


[67] Elb&acirc;n&icirc;: Sah&icirc;h-i Nes&acirc;&icirc;


[68] M&uuml;slim


[69] Buh&acirc;r&icirc;


[70] Buh&acirc;r&icirc;


[71] Buh&acirc;r&icirc;


[72] Buh&acirc;r&icirc;


[73] M&uuml;slim


[74] M&uuml;slim


[75] Elb&acirc;n&icirc;: Sah&icirc;h-i Nes&acirc;&icirc;


[76] Buh&acirc;ri


[77] Elb&acirc;n&icirc;: Sah&icirc;h-i Eb&icirc; D&acirc;vud


[78] M&uuml;slim


[79] M&uuml;slim


[80] M&uuml;slim


[81] Buh&acirc;ri


[82] M&uuml;slim


[83] M&uuml;slim


[84] M&uuml;slim


[85] M&uuml;slim


[86] Buh&acirc;r&icirc;


[87] Elb&acirc;n&icirc;: Sah&icirc;h-i Tirmizi


[88] Elb&acirc;n&icirc;, Sah&icirc;h-i'l-C&acirc;mi' adlı eserinde 'hadis, sahihtir' demiştir.


[89] Elb&acirc;n&icirc;: Sah&icirc;h-i Eb&icirc; Davud


[90] Elb&acirc;n&icirc;: Sah&icirc;h-i İbn-i M&acirc;ce


